9
Eki
2018
7

EĞİTİMCİ NAZARİYESİ

Kitap okuma özürlüsü bir millet olarak; öğrenmenin, düşünmenin ve fikir üretmenin kıymetini ne kadar takdir ediyoruz. Bir şeyler öğrenmenin sadece maddi bir beklenti ile mümkün olduğu kanaati toplumumuzda maalesef realite olarak kabul ediliyor. Halbuki Aristo’yu bu kadar büyük yapan neydi? bir fikir uğruna ölümü göze alması değil mi?

Hayatı bir akıntıya benzetirsek biz insanları da içerisinde yüzen yada çırpınan olarak görürsek. Peki bizim yüzmeyi bilmemiz ne anlama geliyor? Evet cevap sorudan da anlaşılacağı üzere bilmek ve öğrenmeye işaret ediyor. Akıntıda geri kalanlar yada çırpınanlar! işte onlarda öğrenmenin kıymetini takdir etmeyenlerdir.

Fiziksel hayatta her şey bir görüntü ve yansıma olduğuna göre yani her şey ayna olduğuna göre biz eğitimcilerin her şeyden önce temiz bir ayna olması yani hayat tarzı ile yaşayışı ile erdemli ve sağlam karakterler olması her şeyden önemli. Ancak bu şekilde temsil ettiğimiz ilmi temiz ve berrak bir şekilde öğrencilerimize verebiliriz.

Başka bir taraftan öğrenmenin hayattaki  yerini öğretmek öğrencilerin ve biz insanların hayatta unutmayacağı bir şey ise her şeyden önce bunun telaşına düşmek lazım gelemez mi? Madem hayatta başarılı bireyler yetiştirmeye çalışıyoruz, kafası boş bireyler yada unutulmaya mahkum bilgilerle öğrencilerimizin kafasını doldurmak toplumun fertlerinin hayata olan bakışlarını nasıl etkileyebilir?

Sözüm odur ki eğitimciler olarak her şeyden önce hayata pozitif bakan, erdemli, faziletli, diğergam yani ben merkezli değil biz merkezli olarak vatanına milletine bağlı fertler yetiştirmek biz eğitimcilerin esas gayesi olmalıdır.

 

Yorum bırakın